BİR ANI: BODRUM'DA İLK KÜREK YARIŞI

B.A.Y.K. (Bodrum Açıkdeniz Yelken Kulübü) bünyesinde faaliyet gösteren B.A.Y.K. Kürek Şubesi ilk kürek yarışını 2 Ağustos 2017 Çarşamba günü düzenledi.




Yaklaşık bir aydır eğitim alan 13-14 yaş gurubu ve 12-13 yaş gurubu genç kürekçiler aralarından bir arkadaşlarının Kanada’ya eğitime gitmek için ayrılması üzerine erken bir yarış kararı aldılar.

Yarış iki adet dört çifte teknesi ile yapıldı. Teknelere gençler gibi küreğe yeni başlamış birer yetişkin ile takviye yapıldı. Aslında gençlerin çoğu 16 antrenman ve 43 kilometre çekmiş iken yetişkinlerin kürek tecrübesi henüz 11 antrenman ve 18 kilometre idi.
Marina içinde kısa bir parkurda yapılacak yarış için teknelerin dümenine de ebeveynler oturdu.

Kırmızı teknede Huntay İlbeyli, Yağız Öztürk, Işık Işıker ile yetişkin olarak Er Can Ünlü kürek çekerken dümende Huntay’ın babası Serol İlbeyli vardı. 

Beyaz Teknede Baran Efe Ulusal, (Kanada yolcusu) Yiğit Efe Buladoğlu, Erim Altay ile yetişkin olarak Tutku Yılmaz kürek çekerken dümende Baran’ın annesi Betül Ulusal vardı.

Eski yarışçılık günlerinden kalan endişe ile sabah 05.30'da tekneleri, ayaklıkları, oturakları, dirsekleri kontrol ettim. Ama küreklerden birinin tam da yarışın ilk metrelerinde arıza çıkartacağını bilemedim, 40 gündür arızasız çalışıyorlardı… Murphy kanununun burada da çalışacağı varmış.

Tekneleri tam saatinde yarışın başlayacağı yer olan liman girişindeki çakarın önüne gönderdim. Ekipler dümenciler dahil bir örnek “B.A.Y.K. Kürek Formaları” ile tekneye binmişlerdi.

Yarışı takip etmesi için Bodrum’un tecrübeli kürekçisi Yaman Olgaç ve dostları devasa bir tekneyle misafirleri almak üzere A Pontonuna yanaştılar.

Medyayı ve hakem heyetini taşımak için de marinadan botlarla destek geldi ve her iki tekneye hazır olup olmadıkları sorulduktan sonra start verildi.




Henüz yarışın ilk on küreği çekilirken kırmızı teknenin hamlasının sol küreğinin bileziği yerinden çıktı ve yarışı durdurmak zorunda kaldım.

Takip teknesinden bir tornavida alıp gerekli tamiratı yapmak kısa sürdü, neyse ki bu işlerden anlayan en iyi eleman o anda teknenin hamlasında oturmaktaydı. Teşekkürler Er Can Ünlü…

Tekneler tekrar start yerine geri geldiler, heyecan daha da artmıştı, çünkü kendisini favori gören beyaz teknedeki 13-14 yaş gurubu kürekçileri, startın ilk küreklerinde 12-13 yaş gurubunun kırmızı teknesinin daha önde olduğunu fark etmişlerdi.

İkinci starttan sonra dümenciler de tekneleri çok düzgün götürdüler, yarışın ortalarına doğru tempo disiplinini bozmayan beyaz tekne öne geçmeye başladı.




Yarış sonunda kazanan, antrenman sayısı ve kat ettikleri kilometre ortalaması fazla olan 13-14 yaş gurubunun beyaz teknesi oldu. Taraflar birbirlerini kutladılar, yarışı takip eden seyirciler de tüm gençleri alkışlarla ödüllendirdiler.




Yarış sonrasında günlerdir antrenmana çıktığımız E Pontonundaki küçük iskelemizde kendi aramızda minik bir merasim yapıp B.A.Y.K. Kürek Temel Eğitimini alan ve yapılan sınavdan geçenlere sertifikalarını verdim.





Ekibin hamlası Baran, kazandıkları bir tepsi baklavayı kendi elleri ile tüm sporculara ve misafirlere dağıttı. Ancak burada bir endişem var. Bizim zamanımızda böyle bir kürekçi gurubu bir tepsi baklavayı en fazla on dakikada imha ederdi. Bu gün tepside bir miktar artan baklavayı görünce “ben bunları iyi eğitemedim mi acaba?” diye bir düşünce geçti aklımdan. Hele kürekçilerden biri “daha kahvaltı etmemiştim” diye kibarlık edip nazlanınca iyice koptum. Genç sporcularıma bir ağabey tavsiyesi: “Baklavayı bulduğun yerde yutacaksın, kahvaltıyı sonra da yapabilirsin!!!”

Sertifika alan sporcularımıza İMEAK DENİZ TİCARET ODASI BODRUM ŞUBESİ’nin kürekçilerimiz için özel olarak yaptırdığı, sırtında Ulu Önder Atatürk’ün kürek çekerken çekilmiş bir resmi olan t-shirtlerden hediye ettik. 

En sonunda önümüzdeki günlerde eğitim için Kanada’ya gidecek olan Efe ile vedalaştık. Bizi oradaki okulun kürek takımında çok iyi temsil edeceğinden şüphem yok.

Geride kalanlar Cuma gününden itibaren haftada üç gün çalışmaya devam edecekler.  
 
Belki de ilerleyen aylarda tüm kürekçilerinin de katılımı ile yapılması planlanan Kulüp Şampiyonasında bir başarı daha kazanırlar.
Bu kısa yarışta ortaya çıkan gerçek ise şudur: Gençlerimiz bir yarışı kazanmanın ancak 1)hedeflemek, 2)gerçekten çok istemek ve inanmak, 3)planlı olarak çok çalışmak ile elde edildiğini gördüler. 

Tabii ki baklava işin şakası ama bugün önemli olan yarışmaktı. Bu cesareti gösteren bütün sporcularımı kutluyor, gösterdikleri sportmence mücadeleden dolayı teşekkür ediyorum. Onlar artık hayatla da mücadele ederek hep birinci olacaklar. 

Netice olarak Bodrum’da bir İLK gerçekleşti. Antrenmanların ilk gününden beri destek olan sporcu ailelerine, Milta Marina’ya, BAYK’a, Yaman Olgaç’a, yardımcılarım Oğuz ve Mert’e ve bu küçücük amatörce organizasyonumuza ilgi gösteren medyaya teşekkür ediyorum. Moral verdiniz ve gelecek için hepimize motivasyon aşıladınız.

Celal Gürsoy
B.A.Y.K. Kürek Antrenörü 


Diğer ANILAR-YORUMLAR

Image

PANDEMİ SONRASI SPORUN GELECEĞİ

Şu günlerde hepimiz endişe içinde kendi derdimize düştük. Yaşadığımız dünyanın yakın gelecekte neye benzeyeceği konusunda fikir yürütecek halde değiliz. Ne yeterli bilgimiz var ne de daha önce buna be...

Image

KÜREK TARİHİNDE EN YAKIN BİTEN 2+ YARIŞI

İki Tek Dümencili teknesi 1992 Barcelona Olimpiyatında son kez yarıştı ve olimpik sınıftan çıkartıldı. Artık sadece non-olimpik yarışlarda izlenebiliyor. Bu tekne sınıfının en çekişmeli yarışı 1989 yı...


Image

F.I.S.A. da Nasıl Görev Alınır?

Dünya küreğini yöneten Uluslararası kürek federasyonu (FISA) ya üye 153 ülke bulunmaktadır. FISA nın 153 üye ülkesi her yıl ordinary kongrede ve her 4 yılda bir olimpiyat oyunları sonrasında yapılan e...


Image

BİR YORUM: SPORDA DİSİPLİN

Antrenman gurubumdan bir kaç kişi değişik zamanlarda uyguladığım askeri disipline hayran olduklarını, bu müthiş disiplinli ekibin bir parçası olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını söylemişlerdi. Ne de...


Image

BİR YORUM: SPOR AHLAKI

Ulu Önder Atatürk’ün bundan yıllar önce söylediği ünlü “ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlaklısını severim” cümlesini ne zaman hatırlasam aklımdan şöyle bir düşünce geçer: o zamanda Ulu Önder “ahlaklı”...