BEN UTANMAYA RAZIYIM

Yaşım gereği 1964 Tokyo’dan başlayarak tüm Yaz Olimpiyat Oyunlarını yakından takip ettim. 1966’da başlayan spor hayatımda da ülkemizin sporcularının olimpiyatlardaki performanslarını çok yakından izleme şansına sahip oldum.  

İlk zamanlarda yetersiz kalan dereceleri kamufle edebilmek için tüm spor camiasının ağız birliği yaptığı “malzeme yetersizliği”, “uluslararası müsabaka azlığı”, “tesis yetersizliği”, “antrenör azlığı”, “tıbbi destek yokluğu” gibi bahanelerle yıllarımız geçti.

Biraz daha bilinçlenip, yurt dışında yarışmaya başladığımızda buna ülkemizdeki genel geçim sıkıntısı, federasyonların yeteri kadar bilimsel ve organize çalışmaması, kulüplerin yöneticilerinin sporun içinden gelmemesi dolayısıyla hedeflerinin farklı olması, ülkedeki eğitim sisteminin spora karşı olması gibi daha derin faktörlerin varlığını farkına vardım.

Yurt dışında yaşadığım 15 yıl boyunca batı dünyasının ne kadar organize olduğunu fark edince eşime gizlice “ben Almanlarla yıllarca yarıştım, geçemedim ama zaten geçseymişim çok ayıp olacakmış” dediğimi hatırlarım. Bunu söylediğimde Almanya’nın en büyük kürek kulüplerinden birinin antrenörlüğünü yapıyor, Frankfurtlu gençlere kürek çekmesini öğretiyordum. Böyle bir düşünce içine düşmemin sebebi etrafımda gördüğüm (bizde en küçük kırıntısı bile olmayan) mükemmel organizasyon olmuştu. Bu konuda batı dünyasından bir asır geride olduğumuzu üzülerek itiraf etmiştim. Almanya’da sporcularım milli takıma seçilince oradaki sistemin de nasıl çalıştığına şahit oldum, bizim on fırın ekmek yemekle ulaşamayacağımız kadar ilerdeydiler.

İşte o zaman fark ettim ki bizim geri kalmamızın en önemli sebebi bir vizyona sahip olmadan günü kurtarmaya çalışan yönetimlerle boyumuzdan büyük işlere kalkışmamızdı.

Bu güne kadar 14 olimpiyat takip ettim, her olimpiyattan sonra başarısız olan federasyonların değişmesi, daha planlı, ayakları yere basan, sporun içinden gelmiş aktif kişilerin işe el atmasını beklerken başkentte dönen siyasi etkiler sonunda başarısız insanların tekrar yönetimde kaldıklarına şahit oldum.

Gelecek olimpiyat için sözler veren büyük vaadlerde bulunan o kişiler tekrar ülkeyi mahcup ettikleri halde görevde kalmaya devam ettiler.

Şimdi son beş olimpiyatın sonuçlarına bir bakalım:

2000 Sidney’e 59 sporcu ile katıldık, 3-0-2= 5 madalya ile 26. sırada yer aldık.

2004 Atina’ya 66 sporcu ile katıldık, 3+3+5= 11 madalya ile 22. sırada yer aldık.

2008 Pekin’e 68 sporcu ile katıldık, 1+3+3= 7 madalya ile 37. sırada yer aldık.

2012 Londra’ya 114 sporcu ile katıldık 2+2+1= 5 madalya ile 32. sırada yer aldık.

2016 Rio’ya 103 sporcu ile katıldık, 1-3-4= 8 madalya ile 41. sırada yer aldık.

Görüldüğü gibi sporcu sayısı artıyor ama madalya sayısı artmıyor. Şimdi malzeme eksiğimiz yok, antrenörlerimiz arasında uluslararası çapta tecrübe sahibi olanlar var. Tıbbi destek diğer ülkelerdeki gibi olmasa da eskisine oranla daha iyi, yabancı takım ve ülkelerle daha çok dış temas yapılıyor. Pekiyi başarısızlığın devam etmesinin sebebi nedir?

Çok açık: YETERSİZ YÖNETİCİLER

Federasyonların kulüpleri denetlemesi, yol göstermesi her yönden destek olması, alt yapıları kalkındırması gerekirken bütçelerin yanlış yönlerde harcanmasına devam ediliyor. Kulüplerde yabancı sporcuların transfer edilmesi teşvik ediliyor, devşirme sporcularla milli takımlar kuruluyor, sansasyonel haber peşindeki medyanın da bilinçsizce kabartmasıyla sporseverler yanlış yönlendiriliyor.

Netice olarak bu yıl olimpiyatlardan sonra yapılan federasyon seçimleri sonunda ülkemizde sporun bir adım dahi ileriye gidemeyeceğini iyice anladım. Federasyonlarda sırf statü gereği boy göstermek üzere yer alan kişileri kınıyorum. İlgili oldukları spor branşının geleceği hakkında bir planları olduğuna da inanmıyorum.

İçinde yaşadığım, büyüdüğüm kürek camiası hakkında da bir parantez açmak istiyorum. Dolaşan habere göre bu yıl ülkemizde nihayet olimpik bir kürek parkuru yapılacakmış. Çok güldüm. 50 yıl önce aynı lafları Federasyon Başkanımız Eftal Nogan’dan da duymuştuk, aradan geçen yıllar boyunca her federasyon aynı vizyona (!) sahip olduğunu anlatıp durdu, büyük sözler verildi, neticede hala başladığımız yerdeyiz. Güvensizliğime anlayış göstermenizi rica ediyorum. Parkur bitmeden inanmam.

Umarım sporcularımız her şeye rağmen dört yıl sonra Tokyo’da ülkeyi gururlandırırlar.

Ben utanmaya razıyım.  

Celal Gürsoy 05.01.2017

    

 

Diğer ANILAR-YORUMLAR

Image

PANDEMİ SONRASI SPORUN GELECEĞİ

Şu günlerde hepimiz endişe içinde kendi derdimize düştük. Yaşadığımız dünyanın yakın gelecekte neye benzeyeceği konusunda fikir yürütecek halde değiliz. Ne yeterli bilgimiz var ne de daha önce buna be...

Image

KÜREK TARİHİNDE EN YAKIN BİTEN 2+ YARIŞI

İki Tek Dümencili teknesi 1992 Barcelona Olimpiyatında son kez yarıştı ve olimpik sınıftan çıkartıldı. Artık sadece non-olimpik yarışlarda izlenebiliyor. Bu tekne sınıfının en çekişmeli yarışı 1989 yı...


Image

F.I.S.A. da Nasıl Görev Alınır?

Dünya küreğini yöneten Uluslararası kürek federasyonu (FISA) ya üye 153 ülke bulunmaktadır. FISA nın 153 üye ülkesi her yıl ordinary kongrede ve her 4 yılda bir olimpiyat oyunları sonrasında yapılan e...


Image

BİR YORUM: SPORDA DİSİPLİN

Antrenman gurubumdan bir kaç kişi değişik zamanlarda uyguladığım askeri disipline hayran olduklarını, bu müthiş disiplinli ekibin bir parçası olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını söylemişlerdi. Ne de...


Image

BİR YORUM: SPOR AHLAKI

Ulu Önder Atatürk’ün bundan yıllar önce söylediği ünlü “ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlaklısını severim” cümlesini ne zaman hatırlasam aklımdan şöyle bir düşünce geçer: o zamanda Ulu Önder “ahlaklı”...