ALMAN TEKNESİNDE TÜRK DÜMENCİ

1980’li yılların başı, Villach Kürek yarışlarında Frankfurter Germania 1869 takımının sporcuları ile birinci gün çok başarılı yarışlar çıkarttık, 18 yaş gurubundaki Frankfurtlular Cumartesi günü yapılan büyükler dört tek dümencili yarışında birinci olarak Pazar günü yapılacak finale kaldılar ama biz bunu hesaba katmamıştık.



Yarış saatlerini incelediğimizde Pazar günü dümenci problemi yaşayacağımızı fark ettik. Dümencimiz Thomas aynı saatlerde Yıldız Dört Tek ekibimizde dümen tutacaktı. Gerçi ismi büyüklerin ekibinde de yazıyordu ama bu yarışların bir kısmına alternatif olarak yazılmıştık, şimdi heveslenmiş hepsine katılmaya çalışıyorduk.

Pazar günü biz hala çare ararken Germania’lılar ortalıkta dolaşan Türk Milli Takımı’nın dümencisi Can’ı aralarına aldılar ona Germania forması giydirdiler.

Ben de doğru yarış komitesine koştum. Aceleyle Thomas'ın adını kaldırıp Can’ın adını yarışa yazdırdım. Şimdi enteresan bir olay ortaya çıkmıştı.

Tarihte ilk defa Almanlar Türklerle karma bir ekip kurmuş oluyorlardı. Yarışı kazandılar. Can da madalya aldı. Yarıştan sonra Almanlara “dümenci nasıldı?” diye sordum, “her dediğini anladık çok başarılıydı” dediler. Can’a sordum, “abi ufak tefek hataları vardı, yarış sırasında bi giydirdim düzeldiler” dedi. Daha fazla detay soramadım.



Akşam her şey bittikten sonra millet eğlenirken Emil Hilber beni yukarı çağırdı. “İki gündür yaptıklarınızı takip ediyorum, neticede burası sezon sonunda gelinen biraz gevşek ve resmiyeti olmayan bir yarış ama gene de sınırları zorladınız” dedi. Sonra ciddi bir suratla “içinden çıkamadığım bir konu var” dedi.

“Frankfurt’tan getirdiğin ekiplerden aralarında çok az zaman farkı olan iki dört tek ekibinde de aynı dümencinin adı vardı. İki ekibin de yarıştı, birinci oldu, inceledim, son anda ikinci yarıştaki dümenci değişikliğini komiteye bildirmişsin, tamam ama ekibin içinde, Alman kürekçilerle Türk dümenci nasıl anlaştılar merak ettim” dedi.

Tecrübeli Hilber’e yutturamamıştık.

Anlaşma konusunu hiç kimse çözemedi ama nasıl olduysa sistem mükemmel çalıştı, Hilber'le terastan aşağıya baktık, Almanlarla Türkler formaları değiştirmişlerdi, kimin hangi ülkeden olduğu belli değildi, işin enteresanı bir kelime anlamadan işaret diliyle anlaşıp birbirlerine patates kızartması ve bira ikram ediyorlar ve çok eğleniyorlardı...

Ertesi sabah bizimkilerle vedalaştık, onlar Türkiye’ye dönüyorlardı, başka bir yarış yerinde karşılaşmak temennisiyle ben de ekibimle birlikte Frankfurt’a doğru yola çıktım.

Bir gün dinlendik, Salı günü tekneler suya inmeye başladılar, ben de motora binip ilk köprünün altında onlara yetiştiğimde bir sürprizle karşılaştım. Frankfurtlular antrenmana Türk Milli formalarını giyerek çıkmışlardı. O gün Main Nehrinde çok duygulu bir antrenman yönetmiştim...

Celal Gürsoy  04.09.2016

 

Diğer ANILAR-YORUMLAR

Image

PANDEMİ SONRASI SPORUN GELECEĞİ

Şu günlerde hepimiz endişe içinde kendi derdimize düştük. Yaşadığımız dünyanın yakın gelecekte neye benzeyeceği konusunda fikir yürütecek halde değiliz. Ne yeterli bilgimiz var ne de daha önce buna be...

Image

KÜREK TARİHİNDE EN YAKIN BİTEN 2+ YARIŞI

İki Tek Dümencili teknesi 1992 Barcelona Olimpiyatında son kez yarıştı ve olimpik sınıftan çıkartıldı. Artık sadece non-olimpik yarışlarda izlenebiliyor. Bu tekne sınıfının en çekişmeli yarışı 1989 yı...


Image

F.I.S.A. da Nasıl Görev Alınır?

Dünya küreğini yöneten Uluslararası kürek federasyonu (FISA) ya üye 153 ülke bulunmaktadır. FISA nın 153 üye ülkesi her yıl ordinary kongrede ve her 4 yılda bir olimpiyat oyunları sonrasında yapılan e...


Image

BİR YORUM: SPORDA DİSİPLİN

Antrenman gurubumdan bir kaç kişi değişik zamanlarda uyguladığım askeri disipline hayran olduklarını, bu müthiş disiplinli ekibin bir parçası olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını söylemişlerdi. Ne de...


Image

BİR YORUM: SPOR AHLAKI

Ulu Önder Atatürk’ün bundan yıllar önce söylediği ünlü “ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlaklısını severim” cümlesini ne zaman hatırlasam aklımdan şöyle bir düşünce geçer: o zamanda Ulu Önder “ahlaklı”...