OLİMPİK STANDARTLARA ERİŞEBİLMEK

OLİMPİK STANDARTLARA ERİŞEBİLMEK

Son günlerde amatör sporlarda Olimpiyat kota elemelerinde başarılı olan sporcularımız ile gururlanıyoruz.



Yakın zamana kadar bazı branşlarda Türkiye Rekoru kırmasına rağmen kota sınırın altında kalan sporcularımız vardı. Bu gün aynı branşlarda üstelik değişik kulüplerimizden yetişmiş sporcularımızla kotaları aşmaya başladık.

2021 Tokyo Olimpiyatı en kalabalık kafile ile katıldığımız olimpiyat olacak.



Peki ne değişti de birden bire başarılı sporcular çıkmaya başladı?

Ben birçok köşe yazarının öne sürdüğü devlet desteği, modern malzeme, yeterli bütçe gibi faktörlerden bahsetmek istemiyorum. Bunlar zaten olması gerekenlerdi. Bundan önceki olimpiyatlarda da vardılar.

Peki gerçekten ne değişti?



Önce ortalıkta görülmeyen ama biz antrenörlerin çok iyi bildiği aile gerçeğinden bahsedelim. Ülkemizde eğitim sistemi diye bir şey yoktur. Olduğu sanılan sistem her yıl değişir, bazen yıl ortasında bile değiştiği görülmüştür. O açıdan bakıldığında çocuklarımızın spor yapma şansı sıfırdır. Bu mantıksız ve sağlıksız “sistemsizlik” günümüzde ailelerin insiyatif alması ile kırıldı. Bilinçli ebeveynler çocuklarını bir yarış atına döndüren ve kültür vermekten uzak bu eğitim sisteminden vakit ayırarak çocuklarının yetenekleri olan spor branşlarında ilerlemeleri için fedakarlıklar yapmaya başladılar.

Böylece bir olimpik sporcunun yetişmesi için gerekli olan en önemli birinci faktör hayata geçti.

İkinci olarak ben şahsen antrenör kalitemizin yükselmesini görüyorum.



İyi bir antrenörün yetişmesinin ne kadar zor olduğunu biz biliriz. Bunun için sadece o sporu yapmış olmak, okulunda okumuş olmak yetmez, antrenör olacak kişinin diğer insanlarda olmayan bir çok özelliğe sahip olması gerekir. Antrenör sadece program yazan ve uygulayan kişi değildir. Çok daha fazlasıdır. Hatta eğitimlerimde bir antrenörün sahip olması gereken meziyetleri sıraladığım bölüm geldiğinde genellikle katılımcılar gülerler, “bu kadar çok olgunun bir kişide toplanması mümkün mü?” derler. Başarılı olan bir antrenöre baktığınızda bunların var olduğunu görürsünüz.

İşte bu nedenle ülkemizde spor başarılarının artmasının nedenlerinden biri olarak yeni nesil antrenörlerimizin varlığını ön plana alıyorum. Takip ettiğim branşlarda başarılı olan antrenörlerin hepsinin de şahsi çabalarla bilgi ve tecrübelerini arttırdıklarını görüyorum.

Üçüncü faktör olarak da sporcuların (küçük yaşlardaki yüzücü ve jimnastikçiler de dahil olmak üzere) eski nesillere oranla çok daha bilgili, araştırmacı ve bilinçli olduklarını izliyorum. Burada en önemli faktör tabi ki teknolojik gelişmelerdir. Biz olimpiyatları takip etmek için televizyonun verdikleri ile yetinirken günümüzde çocuklar her merak ettikleri bilgiye anında ulaşabiliyorlar ve neredeyse antrenörleri kadar (!) bilgi sahibi olabiliyorlar.



Bu konuda küçük bir yaşanmış olayı aktarayım:

Frankfurter Germania 1869 kürek kulübündeki ilk günlerimdeydi. Çalışma odama girdiğimde genç sporculardan birinin iskemlemde oturup (bana göre büyük bir küstahlıkla) ayaklarını masanın üstüne uzatmış olarak buldum. Alman çocuk terbiyesi ile bizimkinin ne kadar farklı olduğunu ilerleyen günlerde daha çok kültür şokları yaşayarak öğrenecektim. O gün karşımdaki manzaraya şaşırmış olarak kabaca “ne istiyorsun?” dedim. O da pozunu hiç bozmadan “siz Karl Adam’ın kitabını Türkçeye tercüme etmişsiniz, onu ben de okudum, şimdi burada bize hangi antrenman metodunu uygulayacaksınız?” dedi. Ben de “önce ayaklarını masamdan indir, dışarı çık, kapıyı tıklat, seni içeri alırsam sorunu sor” dedim. Bozuldu, dışarı çıktı, camlı kapıdan dışarıda sporcuların teknelerin arasından olanları takip ettiklerini görebiliyordum. Kapıyı tıklattı, biraz beklettim, sonra “gel” dedim. Gelince de soru sormasına fırsat vermeden “sen o kitabı iki kez bile okusan anlayamazsın, önce on yıl kürek çekip, üst seviye yarışlara katılıp olayı yaşaman lazım, ancak sonra orada yazanları anlayabilirsin, şimdi git giyin suya iniyoruz” dedim ve konuşmasına fırsat vermeden konuyu kapattım.

Günler ilerledikçe onu antrenman sonrasında bir deftere notlar alırken görüyordum. O yıl yıldızlarda Dört Tekte final çeken ekipteydi. Bir hafta süren elemeler, yarı final ve Pazar günü final yarışı da bittikten sonra boynunda madalyasıyla kasılarak yanıma geldi. Artık ağabey kardeş gibiydik.

Bana şöyle dedi: “O gün bana kitabın ancak yarısını anlayabileceğimi söylemiştiniz, iltifat etmişsiniz, geçtiğimiz bir hafta içinde sizin sırtınızdaki yükü görünce arkadaşlarla uzun uzun konuştuk. Ben o kitabı on yıl sonra okumak üzere rafa kaldırdım. Anlayamayacağım kesin. Benim yeni kitabım sizsiniz.”

Kendisi bu gün Alman Kürek Federasyonu antrenörlerinden biri olarak görev yapıyor.

Günümüz çocuklarına dönersek o günlere kıyasla öğrenmek için çok daha büyük imkanlara sahipler, artık ellerindeki aletlerle kitap okumanın da ötesine geçtiler ve bu kaliteyi arttırıyor. Kendi aralarında konuşurken bilgilerini yarıştırıyorlar. Gelecekte onlardan çok daha başarılı antrenörlük hizmetleri bekliyorum.



Sizlerle başarıların arkasında gizli olarak gördüğüm üç maddeyi paylaştım. Bu başarılarda emeği geçen diğer elemanlara, kulüplere, idealist yöneticilere ve diğer teknik ekibe teşekkür etmek ve Tokyo yolunda başarılar dilemek isterim.

Yolunuz açık, şansınız bol olsun…

Celal Gürsoy

28.04.2021

Diğer ANILAR-YORUMLAR

Image

PANDEMİ SONRASI SPORUN GELECEĞİ

Şu günlerde hepimiz endişe içinde kendi derdimize düştük. Yaşadığımız dünyanın yakın gelecekte neye benzeyeceği konusunda fikir yürütecek halde değiliz. Ne yeterli bilgimiz var ne de daha önce buna be...

Image

KÜREK TARİHİNDE EN YAKIN BİTEN 2+ YARIŞI

İki Tek Dümencili teknesi 1992 Barcelona Olimpiyatında son kez yarıştı ve olimpik sınıftan çıkartıldı. Artık sadece non-olimpik yarışlarda izlenebiliyor. Bu tekne sınıfının en çekişmeli yarışı 1989 yı...


Image

F.I.S.A. da Nasıl Görev Alınır?

Dünya küreğini yöneten Uluslararası kürek federasyonu (FISA) ya üye 153 ülke bulunmaktadır. FISA nın 153 üye ülkesi her yıl ordinary kongrede ve her 4 yılda bir olimpiyat oyunları sonrasında yapılan e...


Image

BİR YORUM: SPORDA DİSİPLİN

Antrenman gurubumdan bir kaç kişi değişik zamanlarda uyguladığım askeri disipline hayran olduklarını, bu müthiş disiplinli ekibin bir parçası olmaktan dolayı çok mutlu olduklarını söylemişlerdi. Ne de...


Image

BİR YORUM: SPOR AHLAKI

Ulu Önder Atatürk’ün bundan yıllar önce söylediği ünlü “ben sporcunun, zeki, çevik ve ahlaklısını severim” cümlesini ne zaman hatırlasam aklımdan şöyle bir düşünce geçer: o zamanda Ulu Önder “ahlaklı”...