PIERRE DE COUBERTIN’İN KEMİKLERİNİN SIZLADIĞI AN…


Baden-Baden şehrindeki Piere de Coubertin büstü.

Yıl 1981. Boykotla anılan 1980  Moskova Olimpiyatının üstünden bir sene geçmiştir. IOC’nin yeni başkanı Samaranch’ın açılışını yaptığı Almanya-Baden Baden Kongresinde daha sonraları olimpiyatların kuruluş amacını değiştirecek olan ilginç bir olay yaşanır.

Kongreye milli komiteler ve uluslararası spor federasyonları katılmış, dünyadaki sporla ilgili tüm konular tartışmaya açılmıştı.

“Spor İçin Beraberlik”, “Uluslararası İşbirliği”, “Olimpik Hareketin Geleceği” konuları tartışılırken atletler adına konuşma yapmak üzere 800 ve 1500 metrenin efsane atleti Sebastian Coe söz aldı.

Coe, konuşmasında o günlere kadar hep sümen altı edilmiş olan bir konuda çok açık sözlerle şöyle dedi: “Bana mali destek veren kuruluşlardan para aldığım için eleştiriler yapılıyor. Formumu muhafaza etmek için her gün antrenman yapmam lazım. Ailem okumamı istiyor ama bana para veremiyor. Yaşamımı nasıl sağlayacağım? Yoksa üst düzey sporun yalnız zenginler tarafından mı yapılmasını istiyorsunuz?”

Modern Olimpiyatların kurucusu olarak tanınan Pierre de Coubertin “Önemli olan kazanmak değil katılmaktır” demişti ama günümüzde herhangi bir spor branşında olimpiyata katılabilmek için barajları geçmek, elemelerden başarıyla çıkmak gerekiyor. Daha da kötüsü, amatör sporcular, milyonlarca dolar kazanmış ve arkalarında büyük maddi destekler olan profesyonellerle aynı kulvarda yarışmak zorunda kalıyor.

Bu haksız ayırım yıllar önce Doğu Bloku ülkelerinin sporcularına tanıdığı sonsuz imkanlarla batılı amatör sporculara üstünlük sağlaması ile başladı, uzun süre tartışıldı ama çözüme ulaşmadı.

Sonunda Özel Sektörün 1984 yılında olimpiyatları finanse etmesi ile birlikte sporda amatörlük anlayışı değişti. Büyük firmalarla birlikte devlet kurumlarının da branş ayırmaksızın başarılı olan sporculara çeşitli yollarla verdiği büyük maddi destekler amatörlüğü tamamen sona erdirdi.

Artık Baron Pierre de Coubertin’in spor ruhu ile amatörce “olimpiyatlara sadece katılmak bile bir onurdur” felsefesinin sonuna gelinmişti. Coe kendi açısından bakarak mali durumu iyi olmayan sporcuların da zengin atletlerle yarışabilmesini dilemişti ama iş tamamen ters yönde gelişti.

Bundan sonra olimpiyat alanları, sahaları, pistleri, parkurları, havuzları artık şirketlerin reklam alanı haline dönüşecekti.

Kısa zaman içinde rekabetin parayla ölçülür hale gelmesi sporcuların yasaklı madde kullanımını da cazip hale getirdi ve doping üzerinde çalışan, kontrolleri atlatmaya yönelik araştırmalar yapan, yeni preparatlar üreten çok karlı bir sanayi oluştu.

Nitekim bu toplantıdan sonraki ilk olimpiyat olan 1984 Los Angeles’te birçok sporcunun dopingli olduğu belirlendi. 1988 Seul Olimpiyatında da Kanadalı Ben Johnson’un 100 metrede rekor kırarak birinci olmasının ardından dopingli olduğunun anlaşılması olimpiyatın güzelliğini, saflığını, amatörce rekabet ortamını yıkan moral bozucu bir olay olarak tarihe geçti.

14 yıl TMOK Başkanlığını yapmış olan Sinan Erdem (1927-2003), 1978 yılında Galatasaray Divan Kuruluna Amatörlüğün tanımı hakkında bir yazı gönderdi. Bu yazıdan Amatörlüğün Tanımının yapıldığı çok ilginç bölümü dikkatinize sunuyorum. 

http://www.kurekrehberi.com/haber/amatorluk-nedir/4258

Günümüzde en amatör olduğu sanılan spor branşlarında dahi sporcuların arkasında büyük firmalar koşmakta, sporcunun çorabının koncuna kadar her yere ürün ve firma isimleri yapıştırılmakta, sporculara buradan büyük paralar ödenmekte.

1981’de kendini acındıran Sebastian Coe, 2012 Olimpiyatının Londra’ya alınmasında baş rolü oynmış ve özel sektör “Inspire a Generation” (Bir Jenerasyona İlham Ver) mottosu altında Londra’da olimpiyat yapılabilmesi için milyarlarca dolar yatırım yapmıştı ve Londra Olimpiyatı İngiltere’ye yaklaşık on beş milyar dolara mal oldu.

Başka bir pencereden bakıldığında can sıkan bir istatistikle karşılaşıyoruz: Londra’da olimpiyat süresince 6000’den fazla doping kontrolu yapıldı ve 2012 olimpiyatı birçok sporcunun aktif sporculuk hayatının sonu oldu.

Para mı / Amatörlük mü?

Pierre de Coubertin bu günleri görse kim bilir ne derdi…

Celal Gürsoy, 02.06.2017

Diğer BÜLTENLER

10 Olimpiyatlık dizimizin onuncu videosu: 2016 Rio Olimpiyatı

10 Olimpiyatlık dizimizin onuncu videosu: 2016 Rio Olimpiyatı https://www.youtube.com/watch?v=IMXKTFxvG2Q...

Image

10 Olimpiyatlık dizimizin dokuzuncu videosu: 2012 Londra Olimpiyatı

10 Olimpiyatlık dizimizin dokuzuncu videosu: 2012 Londra Olimpiyatı 10 Olimpiyatlık dizimizin dokuzuncu videosu: 2012 Londra Olimpiyatıhttps://www.youtube.com/watch?v=pMOzq6vNQ-M&t=773s...


Image

SPORDA İNGİLİZ ÖLÇÜLERİNİN YARATTIĞI KARIŞIKLIK

MARATON YARIŞI NEDEN 42.195 METREDİR? Birçok kaynakta Maraton Yarışının uzunluğu olan 42.195 metrenin antik Yunandan geldiği belirtilir. Bu tam olarak doğru bir bilgi değildir. Gerçekten de içeriği de...


Image

10 Olimpiyatlık dizimizin sekizinci videosu: 2008 Pekin Olimpiyatı

10 Olimpiyatlık dizimizin sekizinci videosu: 2008 Pekin Olimpiyatı https://www.youtube.com/watch?v=VZ9TDJMUYAQ...


Image

10 Olimpiyatlık dizimizin yedinci videosu: 2004 Atina Olimpiyatı

10 Olimpiyatlık dizimizin yedinci videosu: 2004 Atina Olimpiyatı https://www.youtube.com/watch?v=oGOv3FDrkss...


Image

2000 SİDNEY OLİMPİYATI

2000 SİDNEY OLİMPİYATI10 Olimpiyatlık dizimizin altıncı videosu: 2000 Sidney Olimpiyatı https://www.youtube.com/watch?v=HZuFjP97tcw...